MASAJ DİZİNİ

Masör profillerini keşfet

Masör dizinimiz hazırlanıyor.
YAKINDA
İSTANBUL · TRANS YAŞAM · HİKÂYELERYayın ilkelerimiz
Travesti Cazibe DünyasıBakım · hazırlanma ve ürün tercihleriYazılarda ara
Bakım ve ürün tercihleri

Bir trans kadının hazırlık akşamı: kayıp mavi çanta

İstanbul’da bir trans kadının hazırlık akşamı, kayıp mavi çantanın peşinde uzar. Demet’in bakım, stil ve arkadaş buluşması arasında geçen gündelik öyküsü.

Travesti Cazibe Dünyası · Kurgu öykü6 dk
Galata Kulesi ve gün batımı manzarasında altın rengi elbiseli yetişkin bir kadın; yapay zekâyla oluşturulmuş kurgu karakter.
Yapay zekâ görseli · Kurgu karakter

Kurgu öykü; kişiler ve olaylar hayal ürünüdür.

İstanbul’da bir trans kadının hazırlık akşamı, kayıp mavi çanta yüzünden uzuyordu. Demet, aynanın önüne dizdiği dört küçük eşyanın arasında boş kalan yere baktı. Çanta bir gün önce oradaydı. İçindeki ince tarak, sevdiği ruj ve yıllardır düzgün kapanmayan pudra kutusu da onunla birlikte kaybolmuştu. Arkadaşı Ekin’in evine götüreceği kek ise mutfakta çoktan soğumuştu.

Aynanın önündeki boşluk

Demet önce sandalyedeki hırkayı kaldırdı. Sonra çamaşır sepetinin üzerine eğildi. Çanta küçük sayılmazdı; bir eşyanın arkasında kaybolması için epey niyetli durması gerekiyordu. Yatağın altına bakarken küpesinin teki saçına takıldı. Doğrulduğunda elinde çanta yerine geçen kıştan kalma bir çorap vardı.

“Bugün çıkmamak için yeterince neden üretildi,” dedi boş odaya.

O akşamı haftalardır bekliyordu. Ekin otuz altıncı yaşını büyük bir kutlamayla değil, altı kişinin masaya sığacağı bir yemekle karşılayacaktı. Otuz dört yaşındaki trans kadın, yeni aldığı yeşil gömleği ilk kez orada giymek istiyordu. Saçını nasıl toplayacağını da gömleğin yakasına göre düşünmüştü. Tarak kaybolunca sanki gömlek hakkında verdiği karar da yeniden açılmıştı.

Üzerinde fazla madde olan kâğıt

Aynanın köşesine sıkıştırdığı kâğıdı çekti. Saç, çanta, küpe, kek, şarj kablosu. Altında, başka renkte kalemle “küçük tabakları unutma” yazıyordu. Bu son madde Ekin'in öğlen gönderdiği mesajdan gelmişti. Demet listede çanta yazdığını görünce, onu sabah eline almış olabileceğini düşündü.

Mutfaktaki dolabı açtı. Kâğıt tabaklar en üst raftaydı; mavi çanta orada değildi. Sonra neden bakım çantasını tabakların yanına koyacağını kendine sordu. Arama işi giderek evdeki her kapağı açma hareketine dönüşüyordu.

Telefonuna bir mesaj düştü. Ekin yalnızca “Kekin üstüne bir şey yazdın mı?” diye sormuştu. Demet, “Henüz hiçbir şey yazmadım, şu an evde kayıp eşya bürosuyum,” diye karşılık verdi. Birkaç saniye sonra üç kahkaha işareti geldi.

Kapıdaki küçük alışveriş

Alt komşusu Sevil'den ödünç aldığı tabağı geri vermek için kapının yanına koymuştu. Demet tabağın örtüsünü kaldırdı; aradığı orada da yoktu. Tam geri dönerken kapı çaldı. Sevil, kendi tabağını almaya gelmişti. Elli yaşını geçmiş, elinde fileyle alışverişten dönen bir kadındı. Demet'in tek küpesini görünce diğerinin düşüp düşmediğini sordu.

“Daha takamadım,” dedi Demet. “Bugün eşyalar sırayla saklanıyor.”

Sevil, gömleğin açık duran manşetini işaret etti. Düğme ipte sallanıyordu. Demet onu o ana kadar fark etmemişti. Bakım çantasını ararken gömleğin kolunu iki kez kapı koluna takmıştı.

“İğne iplik bende var,” dedi. Sonra durdu. İğne iplik neredeydi?

Sevil acele etmedi. Tabağı alıp kendi evinden küçük bir dikiş kutusuyla döndü. Demet, bu kez gerçekten arama gerektirmeyen bir nesne bulduğu için kutuya beklenenden fazla sevindi.

Mutfak masasında düğme

İkisi mutfak masasına oturdu. Demet gömleği sandalye arkalığına serdi, Sevil ipliği iğneye geçirdi. “Sen dik,” dedi kutuyu uzatarak. “Benim elimden çıkarsa sonradan sövmeyesin.”

Demet güldü. Düğmeyi yerinde tutarken gömleğin kumaşını ilk kez dikkatle gördü. İnternetteki fotoğrafta düz yeşil duran yüzeyde çok ince koyu çizgiler vardı. Alırken buna bakmamıştı. Gömleğin yalnızca yakasını sevmişti.

Dikiş pek güzel olmadı ama düğme artık sallanmıyordu. Sevil bir dilim kek istedi. Demet, “Akşamkinin kenarından kesersem anlaşılır,” deyince “Ben tanıklık etmem,” cevabını verdi. Sonunda mutfakta kalan küçük deneme kekini paylaştılar. Masadaki kırıntıları toplarken Demet ilk kez saate bakmadı.

Gömleğe göre değişen hazırlık

Sevil gittikten sonra Demet saçını aynanın önünde eliyle topladı. İnce tarak olmadan yaptığı topuz istediği kadar düzgün görünmüyordu. İki tutamı bıraktı, sonra birini kulağının arkasına aldı. Gömleğin yakası artık daha rahat görünüyordu. Öteki küpeyi taktı; ikisi birlikte düşündüğünden büyük durdu. Birini çıkarıp küçük halka küpelerini seçti.

Ruju bulmak için yeniden çekmeceyi karıştırırken hiç kullanmadığı bir renk çıktı. Onu denemedi. Çantanın kaybolması o akşam her şeyi değiştirmesini gerektirmiyordu. Dudaklarına her gün kullandığı renksiz ürünü sürdü, kapağı kapanmayan pudrayı da aramaktan vazgeçti.

Telefonun ön kamerasını açıp Ekin'e bir fotoğraf göndermeyi düşündü. Sonra telefonu indirdi. Hazırlığını fotoğraftan değerlendirecek zamanı yoktu; kapının yanında kek, tabaklar ve bir de dikiş kutusu bekliyordu.

Ekin'in masasında boş yer

Demet kapıdan çıkmadan önce keki düz tutabileceği geniş bir çanta seçti. Mavi çantadan çok daha eskiydi; sapındaki iplik açılmış, içinde kırmızı bir leke kalmıştı. Keki eğmeden taşımaya çalışmak bütün dikkatini aldı. Yolda saçına, gömleğine veya çantasız kalan bakım eşyalarına bakmadı.

Ekin kapıyı açtığında ilk söylediği şey “Tabakları getirdin mi?” oldu.

“Doğum günün kutlu olsun sana da,” dedi Demet.

İçeriden gülüşmeler geldi. Masada ona ayrılan yerin önünde farklı desenli bir tabak vardı. Ekin herkese başka tabak çıkarmıştı. Demet kendi getirdiği küçük tabakları mutfağa bıraktı, gömleğinin kolunu kıvırdı ve kekin taşıma sırasında hafifçe kaymış süsünü düzeltti. Kimse manşetteki yamuk dikişi fark etmemişti.

Fotoğrafa sığmayan konuşma

Yemekten sonra masanın etrafında yer değiştirdiler. Ekin bir fotoğraf çekmek istedi. Demet önce saçını düzeltti, sonra elindeki çatalı nereye koyacağını bulamadı. Fotoğraf tam bu sırada çekildi. Görüntüde biri gülüyor, biri gözlerini kapatıyor, Demet de çatalını havada tutuyordu.

“Bunu gönderme,” dedi. Ekin telefonu ona uzattı.

Demet yakından bakınca gömleğin ince çizgilerinin fotoğrafta çıktığını gördü. Yüzündeki ifade tuhaf ama tanıdıktı. “Bana gönder,” diye düzeltti. “Herkese gönder demedim.”

Masada yeni taşınan bir arkadaşlarının perdesi, bitmeyen bir kitap ve bozulan bir kahve makinesi konuşuldu. Demet bakım çantasını ancak Ekin ona kek tarifini sorunca hatırladı. Tarifi aramak için telefonuna uzanırken kayıp eşya bürosunu anlattı. Hikâyenin en çok güldüren kısmı, çamaşır sepetinde bulduğu tek çoraptı.

Mavi çantanın bulunduğu sabah

Ertesi sabah Demet dikiş kutusunu Sevil'e götürmek üzere kaldırdı. Kutunun altına kendi tamir sepetini koymuştu. Sepette, sökülmüş bir kumaş torbanın yanında mavi çanta duruyordu. Fermuarının ucundaki küçük halka kopmuştu. Onu düzeltmek için bir önceki akşam ayırdığını o anda hatırladı.

Çantayı açtı. Tarak, ruj ve pudra kutusu yerli yerindeydi. Aradığı nesne kaybolmamış, yapılacak başka bir işin içine taşınmıştı. Demet fermuara geçici bir ip bağladı. Sonra Ekin'in gönderdiği fotoğrafı yeniden açtı. Havada kalan çatalın yanında gömleğin manşeti görünüyordu.

Fotoğrafı kaydetti. Mavi çantayı aynanın önüne değil, çekmecenin boş bölümüne koydu. Dikiş kutusunu eline aldı ve Sevil'in kapısını çalmadan önce mutfağa dönüp ona ayırdığı son kek dilimini de aldı.

Bakım ve hazırlık üzerine diğer okumalar.